migraine-graphic

Migrenin Beyinle İlişkisi Nedir?

Hacettepe Üniversitesi Nörolojik Bilimler ve Psikiyatri Enstitüsü ile Tıp Fakültesinde yapılan araştırmalarda, migrenin neden kaynaklandığına ilişkin önemli bulgular elde edil di. Beyindeki sinir hücrelerinin üzerinde bulunan duyargaların normal fizyolojik dengeler zorlandığında alarm sinyalleri yayarak migren ağrısını başlattığına ilişkin bulgular elde edilen bilimsel çalışmayla ilgili makale, dünyanın saygın bilim dergilerinden Science’de yayımlandı.
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nörolojik Bilimler ve Psikiyatri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Turgay Dalkara, gözde ışıkların çakması ve kıpırdamaları sonrası görme alanın bulanıklaşması şeklinde gelişen ”aura olayı”ndan 20-60 dakika sonra migren ağrısının başladığını, ancak bu olay ile ağrı arasındaki bağlantı yollarının daha önce bilinmediğini anlattı.

Araştırmalarının ”aura olayı” ile migren arasındaki bağlantıyı ortaya koyduklarına dikkati çeken Dalkara, yaptıkları deneylerin sonuçlarının dünyanın en önemli bilim dergilerinden olan Science’de yayımlandığına dikkati çekti.

Dalkara, ”Türkiye’de bu bir ilk. Bizim içinde mutlu bir olay. Bugüne kadar tümüyle Türkiye’de yapılmış tıp ve hayat bilimleri alanında Science’de yayımlanan bir araştırma yoktu” dedi.

http://www.cnnturk.com/2013/saglik/03/30/migren.hastaligina.turk.damgasi/702240.0/

Yukarıdaki haber auralı migrende beyinde olan değişimler ve baş ağrısının başlaması arasında bağlantılar üzerine yapılmış. Auralı migrende beyin atak sırasında geçici olarak ciddi boyutta etkilenebilmektedir. Ancak  migreni otonom sinir sistemi disfonksiyonu (çalışmasının aksaması) olarak ele alırsak  migren beyinde başlamamaktadır. Auralı migren de diğer migrenler gibi beyin dışında otonom sinir sistemindeki bozucu alan çalışması ile düzeltilebilmektedir.

picture_20_2

Migren, Küme Baş Ağrısı, Gerilim Baş Ağrısı ve Trigeminal Nevraljide “Nedene Yönelik Yaklaşım”

Migren, gerilim tip baş ağrıları, küme baş ağrısı, trigeminal nevralji olarak gruplayabileceğimiz tüm baş ağrılarının başarılı ve uzun vadeli tedavisinde “nedene yönelik yaklaşım” mutlaka gereklidir. Tüm tedavilerde başarılı olmak ve başarının uzun vadeli olması hedeflenir. Tüm tedavi yaklaşımlarında bu bir kural olmalıdır. Nedenler çözülmezse uygulanan tedavi ne kadar mükemmel ve etkili olursa olsun tıkandığı noktalar vardır.

Bu durum için nöral terapi tipik bir örnektir. Nöral terapi otonom sinir sistemi düzenleme tedavisidir. Migren ve küme baş ağrıları ise otonom sinir sistemi disfonksiyonudur (çalışma aksaması). Bu durumda nöral terapi ile tüm migren ve küme baş ağrılarını çözebiliriz. Çünkü biri bozuk diğeri düzeltiyorsa denklem eşitleniyor. Ancak pratikte alınan sonuçlar bu kadar başarılı değildir.

Nöral terapi;

Migrende %80 lere yaklaşan bir oranda başarılı. Bu başlangıç oranı. Uzun vade geri dönüşleri düşünürsek oran daha düşer. % 50-60 arası uzun vadeli başarı olabilir.

Küme baş ağrısında başarılı değildir. Uygulandığı anda atakları azaltıp ve atak döneminin beklenen süreden daha erken sonlanmasına katkısı olabilir. Bazılarında tam tersi hiç etkisi olmadığı gibi ağrıyı da arttırabilir. Nöral terapi yaptıran hastalarda bir sonraki atak dönemi (6 ay sonra, 1 yıl veya iki yıl sonra) geldiğinde ağrı tekrar aynı şekilde ortaya çıkmaktadır. Nedeni bulup doğrudan ona yönelik çalışma yürütülürse kısa sürede çok çok iyi sonuçlar alınabilir.

Gerilim baş ağrılarında ilk tedavi döneminde çok etkili ve ağrıyı kontrolde yardımcı olmakla birlikte %50-70 oranında geri dönüşümlüdür. 6 ay ve 1 yıl içinde, bazen daha kısa dönemde tüm sıkıntılar geri dönebilmektedir. Başlangıçta ise çok etkilidir.

Trigeminal nevraljide ise neredeyse % 10′lara başarı oranı düşebilir. Bazen sinirde oluşturduğu uyarımla ağrını tetiklenmesi durabilir, ancak hiç etkilememesi daha çok karşılaşılan sonuçtur.

Klasik anlamda uygulanan nöral terapinin sınırları vardır.  Nedene yönelik yaklaşımı uygulamasını  sağlayan nöral terapinin öğrettiği “bozucu alan yaklaşımıdır”. Bu yaklaşım ile ağrının nedenlerini bulabilirsiniz. Aslında nöral terapi çok başarılıdır. Onun kazandırdığı bakış açısı ile nedenleri bulabilirsiniz. Nöral terapi bilmeyen bir hekim ağrının ve hastalıkların nedenini klasik tıp bakış açısı ile bulamaz.

Yukarıda başarı oranlarında kastedilen nöral terapi pratikte uygulanan, benimde ilk yıllarda uyguladığım nöral terapidir. Neredeyse tüm hastalarımda bende nöral terapiyle başlıyorum. Ağrı kontrolünü hemen sağlayıp ardından neden veya nedenleri çözmek çok etkili oluyor. Nöral terapi hastaların büyük bir kısmında başlangıçta ağrı kontrolünde çok etkilidir. Seansları uzatmadan nedene yönelmek, toplamdaki seans sayısını çok azaltıyor, uzun vadeli başarı sağlıyor. Ayrıca başlangıçtaki nöral terapinin hiç etkilemediği hastaları tedavi edebiliyorsunuz.

78543

Migren ve Baş Ağrılarında İğneli Tedaviler

Migren ve baş ağrılarının tedavisinde ilaçların çözüm olmadığı bilindiği için farklı tedavi arayışları mevcuttur. İğneli tedaviler tedavi seçenekleri içinde belirleyici olanlardır. Son dönemde bir mucize ve yeni buluş gibi botoks tedavisi ön plana çıkarıldı. Birçok gazete haberi yetmezmiş gibi geçenlerde TV de ana haber bülteninde de migrene çare olarak sunulmuş.

En son bu konuda yapılan geniş bir meta analiz JAMA dergisinde yayınlanmıştır ve bilinenin aksine botoksun o kadarda etkili olmadığı bu analizde ortaya çıkmıştır. Ancak hastalarına %80 başarılı olduğunu söyleyen üniversite hekimleri mevcuttur. Kesin iyileştireceğini söyleyen piyasa hekimlerini ciddiye almıyorum. Böyle olunca migrende iğneli tedavileri tekrar değerlendirmek istedim.

Kuru iğne tedavisi en az etkilidir.

Botoks, belli tip migrenlerde kısmi etkilidir. Etki oranı düşük ve geçicidir.

Akupunktur en eskisi ve yaygın uygulananıdır. Uzun vadeli kalıcı etki oranı % 50 lerdedir.

Nöral terapi en etkilisidir. Başarı oranı %80 lere çıkar.

Nöral Terapi ile birlikte nedene yönelik yaklaşım tam uygulanırsa başarı oranı daha da yüksektir.

“İğne yapmakla migren geçmez, nedeni bulmak lazım”